1/2/2007 - yaşamak için ölmek.!
hızlı hızlı geçtim koridoru..kapıyı karanlığın suratına çarptım oysa kendi gölgemdi dışarıda kalan.. derin derin nefes alırken bütün oyuncaklarımı,kuklalarımı,yastığımı,yorganımı,fotograflarımı,kitaplarımı hepsini yatağın altına tıktım..üzerimdekileri,yüzümü çıkardım.. çırılçıplak daha güçlüydüm hayata karşı.. farkına varmam çok uzun zamanımı aldı rol yaptım onlardanmış gibi davrandım.. inancımı bile çamurlu sularda yıkadım!.. pencereden her dışarı bakışımda bulutların bana ne kadar yakın olduğumu biliyordum. düşürmek istedim hep kendimi aşşağı.. değişen neydi..gözlerimi açtığımdada yaşıyordum kapattığımdada.. hayat borçlu olduklarımdan düştüğünü söylüyordu ne zaman yüzüne baksam.. dua etmeye bile yüzüm kalmadı sanıyordum tanrının bir tek yüzü olduğunu unutup.. karanlıkta siyahtı,duvarlarda.! deişmiyordu işte hiçbirşey ben herşekilde çarpıyordum birine!.. fanusum camdan olmalı ve sadece ben görmeliyim duvarlarımı zorla gözlerine sokmaya uğraştım.. çabam niyeydi.sadece biraz sevilebilmek?.. yalandı!.ne diye bu kadar uğraştım? insan yerine koyduklarım hiçbişey söylemedem çekip gittiler meydan dayağı yemiş biri gibiydim insanların yüzüme bakışları pislikmişim gibi hissettiriyordu kendimi. olmayan bir beni suçlayabilecek kadar nasıl acımasız olabiliyorlardı.. susarak kendimi sildirmeye çalıştım yüzlerden kendimi savundukça dahada kirlenecektim gözlerinde.. Suçlu!..herşeyi üzerime atıp defolup gitmek kolay geldi size.. ben yabmadığım şeylerin bile hesabını verdim kendime.. aynıydı ha yapmamaşım ha yapmadıımı bildiim halde susmuşum.. herkes meydanı terk etti sadece yerde kaldırım taşları,yüzümde yaşlar ve titreyen ruhum kaldı. soğuktu rüzgardan daha acımasız olduğumu kanıtlamak ister gibi bağırıyordum avazım çıktığı kadar.. boğuluyormuş gibi..sonuç ne duyan oldu ne anlayan.. ellerim dizlerim hertarafım yara içinde dokunamadım canım yandı sızladı çok acı çektim hiç bu kadar düşmezdi melekler!.. karanlık önümde soyunuyordu .. ve ben elimde çiviler hayatım boyunca bakacağım tabloyu asıyordum karşıma.! kırık bi aynada kendimi aradım ben aslında parçalara bölünmüş görüntülerin hepsi aynı bene ait ama bir bütünü göstermiyorlar?. kırmızılarımı acıtıyorlar parça parça ettiler içimi sesimi bile çıkartamıyorum sadece ağladım.. dön dolaş yine hep aynı son hep aynı göz yaşları o kadar körelmiş ki kalpleri.! ölüler içinde yaşamak için ölmeliydin küçük kız... mezarlık gibi burası heryer karanlık başımı dayadığım heryer soğuk inandığım her ruh ölü.. bana ait hiçbirşey yok burda.. dokunduğum herşey ceset kokuyor.. hala nefes olan birşeyler istiyorum. ama biliyorum anahtarlarını bulmak zor açmak için kapıları.. artık bunca yıldan sonra ezberledim sen acısanda canı yanmaz onların.! öyle yha sen rahat rahat nefes alıp verirken ben kalbimin kırıklarıyla kesiyordum bileklerimi... hepsi bitti şimdi elime bulaşan kan damlalarını temizlemeye uğraşıyorum.. başımı çeviriyorum öbür tarafa..soğuk..üzerimi örtüyorum..gülümsüyorum biraz.. ''tanrım neden önce melekler düşer..''
|
|
Yorum (8) :: Etiketler :
|
Yorum Gönder
8 yorum yazilmistir
2007-03-16 21:43:04 - alakasız |
| Yazan: coskuluangel |
belki çok alakasız olacak ama aynayı kırmayı dene bakma kendine sadece yaşa umursama sessiz kalma ama savun ki kendini zavallı olduğunu zannetmesinler içinde büyüttüğün kin bir gün doğacak ve ozmn.............
Düzenleyen coskuluangel gün: 19/3/2007 saat: 19:23 |
| Bağlantı |
2007-03-11 11:29:16 - karartma günleri..geçer gider... |
| Yazan: isimsiz |
Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karsılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu...
Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Brenda'nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu.
Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua edebilirdi yalnızca... Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. "Allah'ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri "Aranızda lens kaybeden var mı?" diye bağırdı.
Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti. Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlattı. Bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazdı:
"Allah'ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..."
"BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM" demeyin...
|
| Bağlantı |
2007-01-08 16:53:13 - . |
| Yazan: SkunK |
naptın ya sen :/ cok guzel olmuş..
Tbrler Elvira.. |
| Bağlantı |
2007-01-06 16:51:52 - ekin |
| Yazan: ekin |
daha bi öğrenmiş daha bi başarmış olucaksın bunların sonunda tabii daha bi yorulmuş.ama yorulmadan nerden gelir gülücükler diede düşündürür ister istemez bunlar.sürekli kaçmak diil aslında gerekli olan.üstüne gitmeli harcamalı bitirmeli bunları bu insan.yoksa kaçmak sonlu bi eylem diil bence.
eninde sonunda kaçmaktan ya da başarmaktan yorulucak insan. |
| Bağlantı |
2007-01-06 16:28:30 - --- |
| Yazan: isimsiz |
iyi olması için
iyi olanı kötü olanı kim tayin ediyorsa
bir şeyler yapmaya çalışırız
bir damla kan
ölümle
yüzleşmek
yaşamaktır
k.
|
| Bağlantı |
2007-01-06 16:01:10 - ... |
| Yazan: GilthonieL |
| benim kızım geçecek beni... nasılda döktürmüş... dahada iyi olacak... ben biliyorum böyle olacağını. o sevimli yüzün nasıl bir beyin barındırdığını... intikamını alacak benim kızım ve akan sadece mürekkebi olacak... |
| Bağlantı |
2007-01-03 17:25:17 - fazlasıyla doğru!!. |
| Yazan: realdream |
| ölmeyi istedim sevdiğimin kollarında değil yanında olmayı istedim şu bomboş hayatta boşa geldim yalnız gidiyorum diyordum ölmeyi istedim korktum isyan etmekten düşmekten korktum arkamda bırakıcaklarımın gözyaşlarından korktum...yalan bu dünya diyordum aşklar yalan mutluluk sahte tek gerçek var acı...ruhumu okudun...bu yazılar hayatın kağıda dökülmüş mürekkep hali sanırım...fazla gerçek tanrının gücüne gitmesin :) |
| Bağlantı |
2007-01-03 17:08:02 - .. |
| Yazan: uyuyanquzel |
öğreniyorsun melekçik....
öpüyorum küçük parmaklarından..başarıyorsun.. |
| Bağlantı |
|
Hakkımda
elvira, the mistress of the dark...
Kategoriler
Etiket Bulutu
Arkadaşlarım
morokuz rockergirl grtl ysuf3000 uyuyanquzel Blogcu Yardım karatorba
|